30 Yıla Damgasını vurmuş Sanatçılar ve ülkem sanatında çarpıklıklar…

Duygu Yaşam
İstanbul Modern Müzesi son 30 yıla damgasını vurmuş, görsel sanatlar tarihimizi yapılandıran(!) sanatçılar ile ilgili bir sergi açtı ve koleksiyonuna yeni sanatı(!) taşıdı…
Ülkemizde son yıllarda küratör kavramı iyice karıştı: ülkemde galerilerin kuruluşundan beri zaten küratörler vardı ve Batı küratör adını gündeme getirdiğinde, hemen birileri acele davranarak kendilerini küratör ilan ettiler.
Internet üzerinden fırsatları yakalayarak bloglar oluşturuldu ve bir anda bazı çevrelerin gözünde önemli bir konuma gelmeyi başardılar… Başardılar da ne oldu?
Ortaya çıkan küratörler, dünyada gelişmeye başlayan yeni sanatı, edindikleri kitaplardan, dergilerden ve Internet’ten alıntı yaparak, görsel sanatlar alanında uzmanları bulunmayan medyamıza taşımaya başladılar. Bu arada yıllardır ülkemde sanat adına çırpınan sanatçılar, atölyeleriyle baş başa kaldılar.
Önce bizim sözde küratörler, “resim sanatı bitti” diye yaymaya başladılar. Oysa ülkemizde henüz resim sanatını bile halkımıza anlatamamıştık…
Bienaller düzenlenmeye başladı ve Sayın Beral Madra ile girdiğimiz Bienaller, giderek el değiştirdi ve ortaya çağdaş sanatı ülkemize getirdiklerini iddia eden isimler çıktı. Bu isimler geçmişi bir anda silmiş, kendi çevrelerinde edindikleri Batı özentisi sanatçılar ile, kendilerini gündemde tutmayı başarmışlardı. Çünkü Batı Türkiye’de Bienal görmeyi hoş karşılamış ve sanatçılarını İstanbul Bienaline katılmaya özendirmişti. Sonuçta uluslar arası bir organizasyondu ve Türkiye’de bu açıdan Batı’nın kullanacağı alanlar içine girmişti…
Bienal fikri ülkemiz için kötü değildi fakat kötü olan bu Bienallerden, dünya sanatına damgasını vuracak Türk sanatçılar çıkartma yeteneğinin olmamasıydı.
Bugün Orta Doğu sanatına baktığımız zaman, dünya sanatında büyük ederleri olan işlerin çıktığını görüyoruz…
Orta Doğu’lu sanatçıların son sergisi yeni sanat açısından dünyada ses getirirken, biz hala figüratif, Batı özentili ve hatta Batı kopyası eserler ile sözde dünyaya açılma yeteneği gösterdik. Orta Doğu’lu sanatçıların yeni sanat adına verdikleri mesajlar çok doğru olduğu için alkış alırken, bizde yeni sanat adına Batı’da daha önce yapılmış olan işlerin özentileri Bienal ve bu tür sergilere, şimdi de müzeye taşındı…
Sotheby’nin düzenlediği müzayede de ise gönül isterdi ki, dünya sanatını alt üst edecek yeni bir şeyler gösterebilseydik. Bu yüzden müzayede sadece bizim galericilerin spekülasyon açısından ilgilerini çekti ve eserler ülkemize geri döndü…
Daha önceki yazılarımızda kendilerini küratör, sanat yazarı, galerici, müze yetkili ve yayıncı olarak görenlerin araştırmadan yoksun olarak Türk görsel sanatlarını yapılandırmaya çalıştıklarını vurguladık. Yani gözlerinin önünde bulunanlar ve kendilerine farklı olanaklar sunabilenler ile yola çıkmayı daha kolay görenler, araştırma adına ülkemizde geçmişte neler yapılmış ve şu anda kimler neler yapıyor bunları araştırma zahmetine girmediler. Onlara göre, gözler önünde duran ve kendilerine saygıda kusur etmeyen sanatçılarla çalışmak daha kolay geldi. Çünkü gerçekleri bilen, ülkemizden dünya sanat platformuna özgün eserler üretmek için çaba gösterenlerden uzak durmak gerekiyordu…
Siyasette nasıl ki bir koltuk kavgası gerçeği var, bizim görsel sanatlar platformumuzda da öyle bir koltuk kavgası var ki, yıkabilene helal olsun…
Kapitalistleri yanlarına almış, sanatçının Kapitalizmin boyunduruğu altına girmesi açısından çaba harcayanlar, elbette ki bir zamanların Hollywood’unda sanatçılara karşı açılan soykırımın başka bir örneğini gösterme çabasındalar… Fakat bilmiyorlar ki Hollywood o günleri çoktan aştı…
Gelelim son 30 yıla damga vuran sanatçıların seçilmesine: seçilen isimlere karşı değiliz fakat sanki başka sanatçı yokmuş gibi, “bizim seçtiklerimiz en iyiler ve dışarıda kalanlar yetersiz” der gibi bir tavır ile serginin tanıtımını yapmak yanlış…
Son 30 yıla damgasını vuran sanatçıları belirlemek için en azından ülkemiz sanatını belirleyen tüm yayınları taramak ve aynı oranda sanat çevresinde, küçüğünden büyüğüne kapsamlı bir araştırmaya girmek gerekirdi…
Bu serginin sözde seçicisi veya seçicileri belki kısa pantolonla gezerken veya dünyada yokken ülkemde çağdaş anlamda sanat yapan isimler vardı. Ve bu isimler sanat yayınlarımızda taranmış olsaydı ve ülkemizin bir zamanlar tek televizyon kanalı olan TRT’den araştırılsaydı bulunabilirlerdi ve bugün yapılmış olan çok büyük haksızlığa damga vurulmazdı…
Ülkemde sanata gönül vermiş ve bu uğurda yaşlanmış olan yığınla sanat yazarı, eleştirmen ve sanat tarihçimiz var. Hiç değilse bunlara ulaşılabilir ve görüşleri alınabilirdi…
Çiçek böcek resimleriyle uğraşan birinin ülkemizin son 30 yılına damgasını vurmuş sanatçılarını belirlemesi de bugün ortaya konulan örnek gibi olur ki, bu örnek eksik ve birçok sanatçımızın adına da koca bir ayıptır…
Sanat adına adım atanların, etik, gerçekçi ve de dostça bir yaklaşıma sahip olmaları gerekir. Soykırım uygularcasına sanatçısına yaklaşan ne küratör nede sanatta başka bir unvan verilemez. Verilmişse de sanatçılara haksızlık edilmiştir…
Küratör Sanatçının önünde olmamalı…
Sanat adına adım atan kişiye sanatçısı kolayca ulaşabilir ve güler yüz görür. Oysa bizdekilere randevu almak için bile ulaşamıyorsunuz…
Diyelim ki e-Posta ile ulaştınız, “sizi tanımıyorum diyebiliyor”. Nasıl olur siz daha sanatın içinde yokken ben vardım ve yaptıklarımla ülkemdeki sanat çevresini sallıyordum deseniz bile, “kusura bakmayın sizi tanımıyorum ve tanımak da istemiyorum” diye yanıt alabiliyorsunuz ki bu durumun elimizde örnekleri var…
Ve onları eleştirdiğiniz zaman ise sizin adınızı çevrelerine yayıyor ve etkinliklerde yer almanızı, sergi açmanızı ve de eser satmanızı önlemeye çalışıyorlar…
Mevlana felsefesinden bile habersizler…
Hitler’in Nazi felsefesi sanki ülkemiz sanat platformunda egemen kılınmış…
Nedense sanatçının önünü kesmeye uğraşan simaları düşündüğüm zaman gözümün önüne Hitler Almanya sının Nazi’leri geliyor, korkutucu ve ürkütücü…
Yazılanlar kalıcıdır, zamanla tekrar gündeme gelir ve bir gün bu eleştirileri hak edenler, yazılanların altında ezilip gider…
Gerçek sanat ve gerçek sanatçıyı hiçbir kul yok edemez…

Yeni Orta Doğu sanatı- Saatchi Gallery

Yeni Orta Doğu sanatı- Saatchi Gallery


Yeni Çin sanatından- Saatchi gallery

Yeni Çin sanatından- Saatchi gallery


istanbul_03

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s