Türkiye’de görsel sanatlar ve kararan yüzü…

Kerem Akyel

Contemporary İstanbul sanat fuarı bu yıl sanat çevresinde dönen oyunların da arenası haline geldi… Balon gibi şişirilmiş bir takım isimlerin at koşturduğu fuar, aslında Türkiye’deki en önemli sanat fuarı fakat bu yıl  sanki amacından sapmış…  Aslında bu fuar ilk açıldığı zamanlarda gerçek sanatçılara bir ümit vermişti fakat organizasyonu yapan firma, sanat fuarını salt kazanç kapısı olarak görünce, amatörler ile profesyoneller birbirine karıştı ve Çin pazarından farkı kalmadı…

Manipülasyon oyunlarının son zamanlarda yükselmeye başlayan görsel sanatlar piyasasında sıkça kullanılmaya başlaması, Bu tür eylemlerin, serbest piyasa kurallarına göre oluşan arz ve talebe müdahale ederek, gerçek sanat yatırımcılarını piyasalara girmekten caydırdığı ve ciddi olumsuz sonuçlar ortaya çıkardığı kabul edilmelidir. Bir sanat eserini milyon dolara satışa çıkaran ressamın, herhangi bir eserini de hiç değilse 100 bin doların üzerinde satabilmesi gerekir ki, sanat piyasasında tutarlılığı olsun… Oysa trilyon TL’ye satıldığı duyurulan bir sanatçının başka bir eserini 20 bin TL’ye de rahatça alabiliyorsunuz… Dünya sanat piyasasında benzeri görülmeyen bu durumun ülkemize özgü olduğu ve bu yüzden de sanatçılarımızın eserlerinin yurt dışındaki yatırımcılar tarafından ilgi görmediği de iyice bilinmektedir…
Popülizm ile sanatçı olunmaz, akıllı yatırımcı bu tür oyunlara gelmez ve gülerek geçer… Fakat, sanat piyasasında akılları salt para kazanmaya yönelik yatırımcılar var ki, onlara göre sanat olmuş olmamış fark etmiyor, bugün aldıklarını yarın karla satabiliyorlarsa önemli olan budur ve sorsanız, “bana ne sanat piyasasının etik kurallarından, al gülüm ver gülüme bakarım ben” derler…
Son zamanlarda belli grupların, belli nedenler ile bazı isimlerin ön plana çıkması konusunda devreye girdiğinin duyumlarını alıyoruz ki, ülkemizin bütünlüğüne, etik kurallara aykırı olan bu durumları göz önüne alması gereken sanat çevresinin çok dikkatli olması da gerekmektedir…
Örneğin sahne sanatında, sinema sanatında köşe başlarını tutmuş olan bazı oluşumların, görsel sanatlar piyasasında da aynı durumu yaratmak ve belli kökenlere sahip isimleri ön plana çıkarmak için çaba harcadıkları da duyumlarımız arasında ve bu durumun nasıl kabul edilebildiği duyarlı sanatçılar tarafından sorgulanırken, sanat çevresinde para kazanmaktan başka bir dertleri olmayan sözde sanat tacirlerinin de avuçlarını ovaladıkları görülmektedir…
Yabancı sanatçıların yapmış oldukları projeleri tekrar yaparak sanata para yatırmak isteyenlerin gözlerini boyamaya çalışanlar, foyaları meydana çıktığı zaman ise “Türkiye’de hiç yapılmadı” gibi saçma bir yanıt ile, sözde kendilerini aklama yolunu seçmektedirler… Fakat sanat dünyasında yapılmış olanın tekrar yapılmasının, nerede olursa olsun kopya sayılacağını, sanatı pazarlamaya çıkmış olan sözde sanat tacirleri pek bilmiyor veya bilmek işlerine gelmiyor…
İnsana sorarlar “Kardeşim milyon dolara satmaya çalıştığın sanat eserinin önemi nedir ve sen dünya sanat platformunun neresindesin ki böyle bir fiyat koyabiliyorsun?” Bu sorunun yanıtı ancak şöyle verilebilir, “Ben dünya sanat literatürlerinde biliniyorum ve dünyanın en prestij sanat kurumları benim orijinal eserlerime para ödeyerek satın almıştır ve dünyanın en önemli sanat dergilerinde, hakkımda bir sürü makale yayınlanmıştır” Böyle bir yanıt verecek olan herhangi bir sanatçı biliyorsanız veya varsa, getirsin elindeki satış makbuzunu veya sattığı kurumun resmi belgesini de, biz de bu yazdığımızı tekzip edelim…
Ressamım ülkemizde destek görüyor, manipülasyonlar ile balon gibi şişiriliyor ve bakıyorsunuz, filan müze eserlerini aldı diye haberler uçuruluyor… Soruşturuyorsunuz, birisi bilmem hangi müzeye o sanatçının baskılarını hediye etmiş… Veya bir müzeye sanat eseri hediye edilmiş ve de müze kabul etmiş… Merhum Sabancı’nın Metropolitan Müzesi’ne ne kadar bağış yaptığını biliyoruz. Elbette ki, büyük bağış alan bir müze hatır için o ülkeden hediye de kabul edecektir…
Sanatın Global dili oluşturuldu konusu dahilinde, genç sanatçılarımızdan da yurt dışında seslerini duyurabilenler oldu fakat, şöyle dünya sanat platformundaki önemli yatırımcıların, dünya çapındaki galerilerin, ilgisi oluşturulamadı…
Yurt dışındaki müzayedelere götürülen sanatçılarımızın işlerinin de yine ülkemiz galerileri tarafından satın alınarak ülkemize getirildiği gerçeği de, sanat çevremizdeki duyarlı insanları harekete geçiremedi çünkü, herkes “Bana ne” derse, sanat çevresindeki manipülasyon da giderek tırmanır hele gelir…
Kopyacı utanmıyor, manipülasyon yapanlara karşı önlem alınmıyor ve nedense bir takım etik olmayan oluşumların oyunlarına gelinerek, ülkemiz sanatının kafa karıştırıcı durumu yaşaması sağlanmış oluyor…
Bakıyorsunuz medya da, sansasyonlara karşı gerçekleri araştırmadan atladığı için, gerçek sanatçılar dışarıda kalıyor, oyunlar ile şişirilmiş olanlar ön plana çıkıyor. Bu suni oluşum ile de Türk görsel sanatları zarar görüyor ve aldıran yok…
Bir zamanlar bir gazete bir sanatçımızın Metropolitan müzesine 12 yağlıboya tablosunun satıldığı haberini birinci sayfadan, tam sayfa olarak duyurdu. Araştırıldığı zaman ise bir vatandaşın o müzeye adı geçen sanatçının 10 baskısını hediye ettiği ve müzenin baskı bölümünün de hediyeyi kabul ederek arşivine koyduğu ortaya çıktı… Fakat ülkemde, o sanatçının müze tarafından para ödenerek 10 yağlıboya tablosunun alındığı uydurması, hala gerçek olarak düşünülüyor ve bakıyorsunuz o sanatçının eserleri trilyon TL’ye ulaştırılmış.
Aldatmaca nereye kadar sürer bilinmez fakat bilinen şu ki, gerçek sanatçı manipülasyonlara alet olmaz, popülizm yapmasına gerek yoktur. Gerçek sanatın değeri yok olmaz ve edilemez, gün gelir popülizm biter ve aldatılmış olanlar aldatıldıkları ile kalırlar, sanat tarihi gerçek sanatçıları bünyesine alır.
Ülkemde henüz sanat tarihi yok. Sanat tarihini yapılandıracak olan değerlere de pek fırsat verilmiyor ve araştırmacılıktan uzak, sadece popülizmin ve kendi çevrelerinin kaygısı ile hareket eden bir takım isimler, ellerine geçirdikleri köşe başlarını sıkıca tutarak, istedikleri gibi sanat meydanında at koşturmaktalar… Bu duruma, onları sponsor edenler de pek aldırmıyorlar, çünkü onlar için sanatın gerçekliği veya uydurukluğu fark etmiyor. Günü popülizm değerlerinde götürdükleri için de mutludurlar. Böylece hem reklam yapmış oluyorlar hem de ülkede sanata sponsor oldukları için, yetkili kurumlardan da ilgi görebiliyorlar.
Sözde sanat yazarım, bir takım yerlere yazı yazabildiği için, galerilerin odağı haline geliyor çünkü karşılıklı alış veriş var, al gülüm ver gülüm… Kokteyllerde boy gösteriyor ve bakıyorsunuz resimlerini de ön plana çıkarttırmış sanki sanatın önemlilerindenmiş gibi hakkında yayınlar yapılıyor… Yani görsel sanatlar piyasasında bazı uyanıklar bu piyasayı ellerine alabilmek adına öyle oyunlara girmişler ki, kasaba kurnazları yanlarında hiç kalır.
Resim sanatının üzerinden kara para aklama oyunlarının döndüğü ve bu oyunlara alet olan çevrelerin de nemalandığı söylentileri herhalde uydurma olamaz. Ne oldu da birdenbire resim piyasasında fiyatlar uçmaya başladı? Bugüne kadar ülkemizde çok önemli ressamlar veya görsel sanatçılar vardı da biz mi uyanamamıştık ki, İngilizlerin dürtüsüyle uyandık? Hangi kriterler bunu belirledi ki biz o kriterleri bilmiyorduk, sözde İngiliz kaynaklarından öğrendik.
Burada her sanatçıyı aynı kefeye koymak gibi bir iddiamız yok. Türkiye görsel sanatlar piyasasında samimi, gerçekten değerli eserler ortaya koymuş olanlar az da olsa mutlaka vardır ve onlar neden sanat piyasasının içine sokulmak istenmiyor? Neden hala ülkemizde akademisyen ressamlar çok önemli sayılıyor? Yani bir okulda öğretim görevlisi olmak, bir derse girmek iyi sanatçı olmaya yetiyor mu? Böyle olsaydı dünyada tüm sanat kökenli akademisyenler sanat tarihine mal olurdu…
Akademisyen yıllarca duayen ressam olduğunu körükleterek göz boyuyor ve bir gün “Türkiye’de Görsel Sanatlar” kimden kopya yaptığını ortaya koyunca da acele stil değiştiriyor…

Ömer Uluç’un borulardan yaptığı çalışması. Bu çalışmalar 2000 li yıllardan…

Merhum Ömer Uluç son yıllarda bir borudur tutturmuş gidiyordu. Hırdavatçıdan satın alınan boruları 1992 yılında bir başka sanatçımız da Amerika’da açtığı enstalasyon sergilerinde kullanmıştı ve herhalde etkilenme değildi sadece Uluç, bir 10 yıl sonra keşfetmiş olsa gerek hırdavatcıda satılan o boruları…

Yücel Dönmez 1992 yılında Gallery2000Chicago’da açtığı Enstalasyon sergisinde aynı boruları kullanmıştı…

Contemporary İstanbul sanat fuarından sonra Star gazetesinden bir yazar, fuarda popülizm deneyen bir ressamı Kürt ressam olarak vurguladı ve nedense bunun üzerinde fazla durulmadı. Amaç neydi, sahne sanatları ve sinemadan sonra Kürt kökenli sanatçıların da bir numara olduğunu mu vurgulamak? Aslında Kürt kökenli samimi, özverili çalışan ressamlarımız var ve bugüne kadar hiç biri de kalkıp unvanlarının başına Kürt ressam koydurmadılar ve bu yüzden dışlandıkları iddiasını da gütmediler çünkü, görsel sanatlar piyasasında sanatçılar bugüne kadar kökenlerine göre ayırt edilmedi ki… “Niyet neyse menzil oraya” diye bir laf vardır acaba, bu konuda başka bir niyet mi körükleniyor…
Kısacası birilerinin ceplerini doldurmak uğruna Türkiye’de görsel sanatlar piyasası tüketilmemelidir. Siyasi amacı olanlar doğru mesajlar ile ortaya çıksınlar, kafa karıştırmasınlar ki ülkemizde sanatın önemi ortaya çıksın. Kim neyi hangi amaçla yapıyor ayırt edebilelim. Güzel sanatlar fakültelerinden her yıl mezun olan yüzlerce sanatçı adayı da etik kurallar çerçevesinde yol alabilsin…

TÜRKİYE’DE GÖRSEL SANATLAR YAPILANMASI OLARAK ELEŞTİRİLERİMİZİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ. BU KONUDA ELLERİNDE DOKÜMAN OLANLARIN, VEYA ELEŞTİRİSİ BULUNANLARIN DA BİZE ULAŞMASI HALİNDE, GELECEK OLAN YORUMLARI DEĞERLENDİRECEĞİMİZİ BİLMENİZİ İSTERİZ.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s