FİGEN BATI RESİMLERİ

Sanatçının içindeki çığlığının yansıması…

Yücel Dönmez

Yüreğinde  esen fırtınaları tuvale taşıyan biri olarak görebiliriz Figen Batı’yı.  Resimlerinde hiç de yabancı olmadığımız doğal esintileri, hava akımlarının yarattığı kıpırdanmaları fırçası ve renkleriyle yüzeye taşıyan sanatçı, aslında yaşam içinde aradığı çıkışın yolunu bulmak için hissettiklerini, hırçın ve kararlı  çabaları ile tuvalde deniyor ve yarattığı dinamizmde bazen kırmızıya açılan bir kapı aralamayı başarıyor.  Onun, çıkışın kapısı olarak belirlemiş olduğu ve iç güdüyle yarattığı kırmızı, bizi bir kara delik gibi içine çekerek, düş dünyamızda geziye çıkarıyor. Bu yüzden Figen Batı’ya, izleyiciye düş kurduran ve izleyeni bulunduğu andan uzaklara götüren duyguların ressam da diyebiliriz.

  

Figen Batı’nın resimleri, sanatçının kendi iç dünyasında yaşadığı ve günlük hayatta dışa vuramadığı coşku dolu duygularının, tuvaldeki yansımalarıdır.  Batı’nın çalışmaları bir yerde, toplumdaki çarpıklıklara karşı da  sert ve kararlı bir duruştur. Bazıları hiddetini, nefretini  açıkça dışa vurabilir fakat, sanatçı çoğu zaman iç güdüsünün dürtüsüyle isyanını sanatına yansıtır ve Figen Batı, içindeki isyanın çığlığını, renk ve dinamik lekeler ile bize ulaştırmaktadır.

 

Sanatçının ustaca kullandığı tekniği, müziksel bir armoni ortaya koyarken, aynı zamanda bizlere sessiz bir şiiri de fısıldamaktadır…

 

 

YÜCEL DÖNMEZ RESMİNDE ORGANİK GLITCH

Selman Akıl- Sanat yazarı

Selman Akıl Hakkında 

(1986 yılında Batman’da doğdu. 2011 yılında Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünde lisansını tamamladıktan sonra 2013 yılında Paris VIII Vincennes – Saint-Denis Üniversitesi’de Çağdaş Felsefe ve Kültür Eleştirileri bölümünde “Gilles Deleuze’de azınlık kavramı ve çokkültürlülük politikaları” başlıklı tezini vererek yüksek lisansını tamamladı.  2014 yılından beri Fransızca ve İngilizceden freelance çeviriler yapmakta ve sanat üzerine yazılar yazmaktadır.)

YÜCEL DÖNMEZ RESMİNDE ORGANİK GLITCH

Hata, kayma, bozulma anlamlarına gelen glitch sözcüğü gün geçtikçe daha çok dijitalleşen dünyada sıkça karşımıza çıkmakta ve bugün oldukça popüler bir estetik biçim olarak yaygınlık kazanmış durumda. Dünyanın bir çok yerinde bazı ressamlar bütünüyle dijital alanın içinden doğmuş ve dolayısıyla yeni medya sanatının bir parçası sayılan bir sanat akımı ve estetik biçim olan glitch sanatı estetiğini kullanarak, tuval resimleri yapmakta. Bu ressamların bir çoğu bilgisayarlarla dijital alanda üretilmiş glitch imgeleri karşılarına alarak, boyalarla bu imgelerin analog yeniden üretimlerini gerçekleştiriyorlar. Böylece, glitch estetiğini bir nesne temsili olarak, analog bir şekilde yeniden üretiyorlar. Buna karşın, Yücel Dönmez’in resimlerinde glitch sanatının henüz doğmadığı bir dönemden başlayarak, resim sanatının kendi tarihsel ve teknik dinamikleri çerçevesinde, glitchin ya da bazı glitch öğelerinin, tuvalde oluşumuna tanıklık ediyoruz ve bu tanıklık, resim sanatının kendi dinamiklerinden doğan bir süreci gösterdiğinden daha bir önem taşıyor.

   

Yücel Dönmez- Polyüretan heykel ve tuvalde Glitch etkili resim.

 

Gilles Deleuze, Francis Bacon üzerine yazdığı Duyumsamanın Mantığı kitabında ressamın mücadelesiyle özgün figürün doğmasının kilit noktası olarak gördüğü ve kaos-tohum olarak ifade ettiği diyagrama üç farklı yaklaşım çerçevesiyle üç resim geleneğinden söz eder. Birincisi ve Deleuze’ün üzerinde en fazla durduğu ressamın aynı anda hem bir kaos hem de figür için bir tohum olan diyagramla özgün figür ürettiği gelenek, ki Francis Bacon da buraya dahildir. İkincisi, diyagramın tüm resmi kapladığı soyut ekspresyonizm ve action painting gelenekleri. Üçüncüsü, Yücel Dönmez resimleri bağlamında daha çok üzerinde duracağımız olacak olan, diyagramın yerini sembolik koda bırakarak dijital bir yapı oluşturan soyut resim. Elbette her üç gelenekte de, üretimleri esnasında farklı vurgular yaparak kendi özel “dil” ve “deyişlerini” oluşturan ressamlar mevcut. Gilles Deleuze’ün resim sanatına dair oluşturduğu bu kategori ve bu kategorileri oluşturan süreçler ve onların içerikleri Yücel Dönmez’in resimleriyle oldukça örtüşmekte.

  

Yücel Dönmez heykeli- 3 farklı görünüş

 

İlkin tuvale ressamın ne yapacağına karar verdiği an bağlamıyla örtüşmekte. Yücel Dönmez’in ilk andan itibaren yeni ve farklı bir şey yapmaya karar verdiği an ile Deleuze’ün resmin, ressam daha resim yapmaya başlamadan önce ressamın kafasında ve boş tuvalin üzerinde yer alan sonsuz klişeleri süpürerek, kendi resmini yapmasına dayandığını söylediği nokta bağlamında örtüşmekte. Yücel Dönmez henüz daha ilk başlarda böyle bir kararla başlar kendi resim çizgisini oluşturmaya: Bütünüyle yeni ve kendine özgü bir tarz olacaktır, aynı zamanda geleneksel ve çağdaş olacaktır. Bu nedenle ilk dönemlerde yaptığı resimleri “çağdaş ebru” olarak tanımlar. Figüratif geleneği bir kenara bırakır, ebru gibi geleneksel bir alana yönelir, bunun üzerinden yeni teknik ve biçimsel öğeler geliştirir ve ister kültürel ister teknik klişeleri daha resme başlamadan önce tuvalinden süpürür. Bir sonraki süreç de yaklaşımının ve malzemesinin sağladığı olanaklarla tuvalde kendi görsel deyişlerini bulmaktır.

Yücel Dönmez- Tuval üzeri akrilik100X120 cm 

 

Yücel Dönmez resimlerinde bu deyişler, ister kültürel klişeye ve figüratif geleneğe karşı aldığı konum, ister ebru sanatının organik doğasıyla kurulan ilişki bağlamında Gilles Deleuze’ün dijital olarak kategorilendirdiği soyut resme ilişkin bir duruma gelmektedir. Gilles Deleuze için soyut resimin dili ruhanilik formatında programlanmış bir sembolik ikili kod olarak işleyen bir dijital dildir, aynı zamanda bu dijital dil sanatçının ellerinden ziyade gözleri üzerinden yapılanan bir oluşumdur. Diyagramın burada yeri yoktur. Diyagram figürün kaos-tohumudur ve sanatçı elleriyle bu görsel kaos,  bu şans eseri kaza, bu hatadan özgün figürünü doğurur. Soyut ekspresyonizm ve action painting özellikle, örneğin, el merkezde olarak bu kaosun bütün resmi kaplamasıdır. Buradaki dil biçimsel benzerlikler üzerine kurulu analojik bir dildir. Ne var ki burada dijitalin Matematiksel İletişim Teorisi bağlamında yapı ve işleyişini düşündüğümüzde Deleuze’den farklı olarak buradaki kaos ile yine dijital arasında doğrudan bir ilişki olduğunu da görebiliriz. Dijital iletişimin kökünü oluşturan ve bu teoride iletilen mesajın düzensizlikle kapasitesinin artırılması anlamına gelen entropi kavramını buradaki kaos olarak düşünebiliriz. Yine informatik teoride teknik olarak dijital araçlarda karşımıza çıkan glitchlerin sebebi de yine bu kaos ya da entropidir.

 

Yücel Dönmez’in resimlerini bu yaklaşım çerçevesinde düşündüğümüzde, onun resimlerini dijital bir yüzey üzerine kurulu ama kaos-tohumun tümüyle dışlanmayıp bu yüzeye entegrasyonunun sağlandığı bir resim olarak düşünebiliriz. Dolayısıyla onun resmi, Deleuze’ün yapmış olduğu kategoride hem soyut resim hem de soyut expresyonizm özelliklerini taşımaktadır.  Burada Yücel Dönmez resimlerinin çıkış noktalarından biri olarak ebru sanatı gibi organik bir yapısı olan gelenekten başlamış olması da belirleyicidir diyebiliriz. Organik olan taşıdığı akışkanlık özelliğiyle dijitalin özelliğini yansıtır. Dijital sadece program değildir, dijital mesaj aktarımıdır, mesaj aktarımındaki düzensizlik, entropidir. Ebru sanatı organik bir yüzey üzerine işlenen bir programdır, soyut resim ise tuval yani somut eksende inorganik bir yüzey üzerine işlenen bir programdır. Yücel Dönmez ise tuvali organik bir yüzey olarak ele alır, akışları diyagramlara, diyagramları akışlara devşirir. Kaos-tohum soyut ekspresyonizmde olduğu gibi tüm resme yayılmaz, akışkan ama dingin bir yüzey olarak alt bir tabaka olarak durur, bütün resme hükmetmez, dijital kodlara dönmek için ressamın gözlerinin dokunuşunu bekler ve daha sonra bu dokunuşları takip eder.  Onun resimlerinde, spiritüel formattaki program soyut resmin genelinde olduğu gibi dışarıdan tuvale yansımaz daha çok alt tabakadaki kaos-tohumdan tuvalin yüzeyine çekilen dijital kodlarla oluşur. Ve artık bu dijital kodlar düzenlerini tuvalin yüzeyinde kazandıklarından hem yapı hem de görsel nitelik bakımından glitch özellikleri gösterirler.

                

Yücel Dönmez- Heykel

 

Resim sanatında glitch öğelerini kullanan bir diğer sanatçı Gerard Richter’dir. Fakat Richter daha çok fotoğraflar üzerinden işlerini üretmiştir. Bilgisayarlarla işlerini üreten glitch sanatçıları da işlerini fotoğraflara glitchler uygulayıp kompozisyonlar oluşturarak glitch sanatını gerçekleştirirler. İster Richter’in yaptığı gibi resim sanatında ister bilgisayarlarla olsun fotoğraflar üzerinden gerçekleştirilen glitchler, fotoğraf gibi mükemmel temsili sunan bir medyum için dijital alanda yukarıda söz ettiğimiz enformatik entropinin yüzeye çıkarılıp görünür kılınması söz konusudur. Yücel Dönmez’de ne var ki fotoğrafın oluşturduğu böyle bir ara yüze gerek yoktur. Soyut eksperesyonzmin yüzeyini oluşturan kaos-tohum ebru sanatında olduğu gibi organik bir yüzey olarak enformatik teorideki entropi nitelikleriyle bir alt tabaka oluşturur ve Yücel Dönmez buradan dijital kodları çekerek manüel glitchlerle soyut resmin spiritüel programını bütünsel kompozisyonda gözü aktif tutarak gerçekleştirir.

 

 

SEVVAL BASALAN SERGİSİ PİNELO GALERİDE

Art4Critic

O genç bir sanat yeteneği, henüz Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar fakültesi 3 sınıf öğrencisi fakat, sanat alanında geleceğe ümit  mesajları veriyor. Kavramsal çalışmalarının yanısıra, pentür tadında resimlerine baktığımız zaman, sanatçının içi içine sığmayan bir yapıya sahip olduğu, yaşama  düz tarafından değil de, farklı tarafından yaklaştığı görülüyor. Geçmişte kalan anılarını  yansıttığını söyleyebileceğimiz giysiler ile kolajlanmış resimleri ise, onun hatıralara ne derece önem verdiğini ortaya koyarken, aynı zamanda  mücadeleci yanını da vurgulamaktadır. Kısaca Sevval Basalan şimdiden zoru başarmak için var olduğunu ve sanatta süreklilik göstereceğinin de mesajını vermektedir.

 

  

Osmanbey Pinelo galerideki sergi açılışında oldukça heyecanlı gözüken  Sevval Basalan’a, kalabalık bir ziyaretçi grubu eşlik ederken, bazı ünlü sanatçılarımızın yaptıkları güzel eleştiriler de, sanatçının çabasında ne derece haklı olduğunu da yansıtıyordu.

 

Sevval Basalan’a sanatı hakkında ne düşündüğünü sorduğumuzda aldığımız yanıt şöyle oldu, “Sanatım insanların yüzüne hayatımızdaki gerçekler gibi çarpsın istiyorum. Hedeflerim arasında evrensel bir sanatçı olmak var, onun için çalışıyor, hayattan, anlık duygu değişiminden ve sanat tarihinden besleniyorum. Kalbi ve beyni aynı anda kullanabilen, cesareti çizgisinden belli olan, uluslararası ve tanınan gerçek bir sanatçı olmak istiyorum.”

25 Kasım’da açılan sergi 2 Aralık 2017 tarihine kadar, Halaskargazi Caddesi 16/4 Şişli adresindeki Pinelo Galeride devam ediyor.

Sevval Basalan sergisinden  çeşitli çalışmaları: 

 

 

 

SANAT TARİHÇİ YANLIŞ YAPARSA, BELGELER YANLIŞI DÜZELTİR…

Art4Critic

Sanatta kopya konusunu kanıtlamak için önce sanatçıların yaşları ve sanatta aktif oldukları yıllar göz önüne alınır ve kopya mı değil mi diye bakılır.

Kopya işler zaten bakar bakmaz anlaşılabilir fakat, üslup benzerliği ise görecelidir, çünkü dünyanın iki ayrı coğrafyasında yaşayan  kişiler, aynı şeyleri düşünebilir ve uygulayabilirler. Veya  gördükleri bir sanatçıdan etkilenerek farklı eserler de ortaya koyabilirler ki, sanat tarihindeki bir çok sanatçıya baktığımız zaman birbirlerinden etkilenmiş olduklarını hayretle görebiliriz.

Ümit Gezgin gibi bir sanat tarihçinin yayınladığı dergisinde, Bahri Genç ile, Güney Afrikalı genç sanatçı Ryan Hewitt’i karıştırmış olmasını gözden kaçmış bir hata olarak görüyoruz;  dergide sözde Bahri Genç ile  Ryan Hewitt’i karşılaştıran Ümit Gezgin, sanki Bahri Genç’in Ryan Hewitt’ten etkilenmiş olduğu imajını ortaya koymuş. Oysa, Bahri Genç oto portresini 2008 yılında yapmış, Ryan Hewitt’in  dergide yer alan portre çalışması ise,2012 yılında yapılmış ve 2013 yılında da  sanatçının sergisinde yer almış…

    

Yukarıdaki görsellerden ilki Ümit Gwzgin’in dergisinden. İkincisi Bahri Genç’in  2008 yılındaki oto portre çalışması, diğeri ise Ryan Hewitt’in 2012 yılında yaptığı ve 2013 yılında sergilediği çalışması.  

Daha önce de yazdık, Ryan Hewitt Bahri Genç’e göre  çok genç bir sanatçı.

Ryan Hewitt’in atölyesinden  bir fotoğrafta, sanatçının portre çalışmalarını neredeyse A4 boyunda yaptığı gözükmektedir. Bahri Genç ise portre çalışmalarını büyük fırçalar ile, çok büyük tuvallerde uygulamaktadır. Akıl var izan var Ümit Gezgin araştırmadan nasıl böyle bir hata yapar diye düşündüğümde, daha eskilerde  rahmetli  Prof. İsmail Tunalı kitabında da benim hakkımda  İsmail Tunalı’nın söylemiş olduğu bir  konuyu karıştırdığı, kitabın ikinci baskısında ise düzelteceğini belirttiği aklıma geldi :)…

 

Bu fotoğraflar her şeyi ortaya koymaya yetiyor. Ayen beyan kör göz bile görebilir neyin ne olduğunu, GÜNAYDIN 🙂

Sanat piyasasında  kafa karışıklığı yaratan bir çok şeyler vardı şimdilerde ise, bazı sanatçılarımızı yabancı sanatçılardan aşağı gösterebilmek çabası öne çıkmış durumda. Oysa örneğin, Bahri Genç  portre sanatı konusunda, uluslar arası bir  profesyonellik ortaya koymuş olan bir sanatçımızdır, destekleneceği yerde bu tür  saçma iddialar ile yıpratılmaya çalışılması kabul edilir bir durum değil.

  

RYAN hEWİTT 2012 YILINA KADAR ÇALIŞMALARINI BÖYLE YAPTI…

Bahri Genç’e soruyorum ne düşündüğünü, gülüyor ve şunu ekliyor, “Benim yaptıklarımı değil önce kendilerinin ne yaptıklarını ortaya koyup öyle  düşmanlık yapmaya kalksınlar… Kişisel sürtüşmeleri sanatımıza  leke sürmeye kalkmakla halledemezler. Varsa bir rahatsızlıkları açıkça ortaya koysunlar. Benim sanatımı eleştirecek seviyeye gelmemiş olanlara sadece gülüyorum”

ADNAN ÇOKER ADINI KULLANMAK BİR YERE VARDIRIR MI?

ART4CRITIC

Son zamanlarda Facebook ortamında bazı sanatçılara yapılan ithamlar karşısında, duyarlılığımızı göstererek  doğruları vurgulamaya çalıştık fakat, sözde eleştirmen yakıştırmasıyla karşılaştık… Acaba sözde sanatçı veya sözde ressam olanlar, yazı yazan, yorum yapan ve yorum yaparken felsefesine de inebilen yazara karşı, “sözde eleştirmen” yakıştırması yapmak gibi bir hataya neden düşerler…

Ülkemizde bir laf vardır, “dinime küfreden Müslüman olsa” diye…  Aslında bu laf yeterli olabiliyor bu tür durumlarda…

Kişi  sanat piyasasına adımını ülkemizin ünlü sanat dealeri ile atıyor ve sanat fuarında kişisel bir sergi açıyor. Sergiyi gördüğümde ünlü sanat dealerimize soruyorum Adnan Çoker ne zamandan beri küçük resimler yapıyor diye ve yanıt veriyor, “Bu Adnan Çoker değil genç bir sanatçı”  şaşkınlığım geçtikten sonra  sanat dealerini  kınayarak oradan ayrılıyorum… Öyle ya özgün çalışmalar yapanlar fuarda galeri bulamazken,  satış amacı güderek eski bir sanatçıyı anımsatan resimleri pazarlamak hoş bir şey olmasa gerek…

  

Adnan Çoker’in bazı çalışmalarından örnekler

Neyse olabilir sanatçı sanatçıdan etkilenebilir veya etkilendiği sanatçı  kendisinden etkilenen sanatçıyla negatif bir diyaloğa da girmiş olabilir fakat, zaten çok küçük olan sanat piyasamızda  sanatçılar arasında sürtüşmelerin olması da güzel bir şey olmasa gerek… Hele bir sanatçı geçinenin sanat yazan bir kişiye karşı sözde eleştirmen  sözünü kullanması da kabul edilir bir şey değil. Adama derler ki kardeşim o zaman sen de sözde sanatçısın ki, eleştiriden rahatsız oluyorsun… Yanlış eleştiri yaparak itham ettiğin sanatçıyı belli bir kıskançlık güderek  sosyal medyaya taşıman kabul edilir bir şey değil…

Adnan Çoker yapıtları ile Türk görsel sanatlarında duayen bir sanatçı ve de akademisyen olarak geçmektedir ve Yazılacak Türk sanat tarihinde de yerini şimdiden almıştır…

  

Adnan Çoker’in bazı çalışmalarından örnekler

Türkiye’de Sohteby’s  müzayedesi ile birlikte resim piyasasında meydana gelen hareketlenme ile birlikte daha önce resim  piyasasında olmayan bir çok isim de  resim yapmaya başlayarak, piyasaya adım atmayı denediler…  Ülkemizdeki müzayedelerin yaptıkları reklamlar da bir çok insanı resim yapmaya itti ve piyasada karışıklıklara da neden oldu. Ve de sözde ressamlar da bu furyadan sonra doğarak, ya internet ortamından ya da başka sanatçılardan alıntılar, etkilenmeler yaparak bir yere ulaşmaya çalıştılar… Şimdilerde de bakıyoruz ki, kendi öz eleştirilerini yapamayanlar etrafa saldırmaya soyunmuş. Bu yüzden Adnan Çoker ile ilgili görselleri yayınlıyoruz. Şimdi biz soruyoruz acaba  hangi sanatçılar Adnan Çoker’den az veya çok etkilenmişlerdir…

Adnan Çoker’in bazı çalışmalarından örnekler

  ü

  

 

Salvatore Scarpitta, Lucio Fontana ve Bubi üçlüsü…

ART4CRITIC

Salvatore Scarpitta ve Lucio Fontana dünya sanat tarihine mal olmuş sanatçılardır.  Bazı çalışmaları birbirine çok benzeyen bu iki sanatçıdan Scarpitta  daha eski…

Bu sanatçıların çalışmalarına baktığımız zaman,  Lucio Fontana’nın Scarpitta’dan etkilenmiş olduğu açıkça görülmektedir. Fakat, Fontana Scarpitta’dan  aldığı etkiyi daha farklı olarak sunma yeteneği göstermiş.

Son günlerde bir facebook sitesinde Bubi Hayon ile ilgili yersiz iddiaları göz önüne alırsak, Scarpitta ve Fontana gibi, Bubi Hayon’un da bu sanatçıların arasında olması gerektiğini,  fakat ülkemizde sanatçımızın dünya görsel sanatlarına mal olmasına bir sponsorluk desteği olmadığı içindir ki, Bubi alkışlanacağına bir grup sözde eleştirmen(!) tarafından intihalci ilan edilmeye çalışıldı…

İntihal ile,  sanatçıların birbirlerinden etkilenerek daha faklı  çalışmalar ortaya koyabilmeleri çok ayrı şeyler. Bu durumda Fontana da intihalci sayılmaz mı? Çünkü Scarpitta’dan etkilenmiş ve onun yaptığı çalışmalardan bazılarının benzerlerini daha farklı olarak ortaya koymuş ve bugün her iki sanatçının da eserleri dünya piyasasında milyon dolarlar ediyor…

Daha önce de  Facebook ortamındaki o sitede belirttim, Bubi Türk görsel sanatlarında çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü kendisinden sonra gelen kuşaklara, Türkiye’den de çağdaş çalışmalar yapıldığını ve geleneksel değerlerimizden yola çıkılarak, dünya görsel sanatlarına önemli eserlerin sunulabileceğini göstermiştir…   Osmanlı döneminin kafes mantığından yola çıkan Bubi’nin  ürettiği eserleri  incelediğimizde, ne Scarpitta’nın ne de başka birinin eserlerine benzemeyen formsal objelerin olduğunu görürüz… Bubi kafes mantığını,  kafesi hissettiren çalışmalarının yanı sıra, Osmanlı’daki savaşlarda kullanılan savaş aletlerini çağrıştıran heykellerle de ortaya koymuştur ki, ne Fontana da ne de Scarpitta’da Bubi’nin heykellerini anımsatan işler yoktur…  

Nedense ülkemizde  birine  damga vuarabilmek için yabancı kaynaklardan örnekler aranır oysa düşünülmez ki, ülkemizde de yabancılara taş çıkartacak sanatçılarımız vardır ve bunların desteklenmesi gerekir… Birilerini yerebilmek için vereceğimiz çabayı, ülkemizin önünü açabilecek sanatçılarımıza destek olarak verebilsek ne iyi olur…

Burada birebir intihal sayılabilecek çalışmalar ortaya koyan sanatçılarımızı korumak gibi bir amacımız yok. Elbette ki intihal doğru bir şey değildir üzerine de gidilmesi gerekir… Bu konuya  ülkemizdeki bazı önemli sanatçıları dahil etme gibi bir hataya düşülmesi ise, önce yargısız infaz ve ülke sanatına verilecek zarar olarak ele alınmalıdır…

Şimdi el birliği ile Bubi’yi dünya görsel sanatlarına mal edebilmek için desteğimizi  göstermeliyiz. Nasıl ki Scarpitta ve Fontana  bu şansı elde etmişlerse, Bubi’nin de hakkıdır…

   SCARPITTA

   

google da Scarpitta diye aradığımızda, Fontana ile birlikte benzer görselleri de bir arada çıkıyor…

  Lucio Fontana

Bugünden tezi yok dünya görsel sanatlar platformunda gerçekten ülkemizi temsil edebilecek özgün  sanatçılarımızı desteklemek için, başta bankalar, Kültür Bakanlığımız ve büyük şirketlerin yanı sıra, vergi şampiyonlarımızı bekliyoruz. Çünkü sanata vereceğiniz destek sizlere ve şirketlerinize  süper bir ekonomiye sahip olacak  Türkiye ile geri dönecektir. Çünkü, sanatçı kuşağı olan bir ülkenin ekonomisinin de  sürekli iyi olduğunu bilimsel araştırmalar ortaya koymuştur…

 

BUBİ HAYON ÇALIŞMALARINDAN BAZI ÖRNEKLER:

     

Sakarya’nın Türk-İsrail köyündeki deprem anıtını yapan Bubi Hayon, ölenlerin anısının yaşatılması için anıta sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

 

   

CONTEMPORARY İSTANBUL 2017 ARDINDAN 3

 Art4Critic

Contemporary İstanbul sanat fuarı sona erdi fakat rüzgarı hala devam ediyor. İzleyicilerimizden fuar ile ilgili gelen haberleri değerlendirmeye devam ediyoruz.

Contemporary İstanbul 2017 Bozlu Art Projekt standında yer almış olan fotoğraf sanatçısı Ali Çalışlar’ın balerin fortoğrafları, oldukça ilgi çekti ve hatırladığımıza göre  eserlerin hepsi satıldı.

Bir izleyicimiz Bill Wadman adında 42 yaşındaki Amerikalı bir fotoğraf sanatçısı hakkında bilgiler gönderdi ve  şaşırtıcı bir şekilde Bill Wadman ve Ali Alışır’ın eserlerinin birbirine benzediğini ifade ediyor.

Internette yaptığımız araştırmada ise, bir çok  farklı fotoğraf sanatçılarının da aynı mantıkla  fotoğraflar oluşturduklarını, Pinterstte gördük. Tamam moda olabilir bu tarz fotoğraf çekmek ama  fotoğraf sanatı açısından nasıl yorumlanır ve küçümsenmeyecek fiyatlarda pazarlanmasına nasıl tepki verilir düşünmek gerek.

Uluslararası bir fuar olan Contemporary İstanbul’da yabancı sanatçıların yaptıkları ile benzerlik gözteren eserler, nasılsa izleyicilerin dikkatlerinden kaçmıyor. Şimdi burada yorum yapma hakkını izleyicilerimize bırakıyoruz. Aynı şekilde  fuarda sergilenen yabancı sanatçılardan bazılarının işleri de, başka sanatçıların çalışmaları ile benzerlikler gösteriyordu. Bizim kaygımız  kendi sanatçılatrımızın kendilerinden, yani kendi  yaratıcı fikirlerinden yola çıkarak eser ortaya koymalarıdır. Ancak bu şekilde Türkiye görsel sanatlar dünyasında  prestij bir şekilde yerini alabilir.

Bir çok yetenekli sanatçımız, özgün işler ürettikleri halde fuarda yer bulamazken, ağır etki altında kalmış olan sanatçıları, bir yeniyi yapıyorlarmış gibi sunmanın anlamı nedir, pek bilemiyoruz.

Daha önce de bir başka izleyicimizin  gönderdiği Alican Leblebici eserinin  yabancı bir fotoğtaf sanatçısının lisanslı fotoğrafı ile birebir benzerlik ortaya koyduğuna yer verdik.

Ali Alışır eserlerinden örnekler:

Bozlu Art Projekt standında sergilenen Ali Alışır eseri

Bozlu Art Projekt standında sergilenen Ali Alışır eseri

Bill Wadman eseri.

Bill Wadman eseri.

Bill Wadman eseri.

Alican Leblebici eser Contemporary İstanbul 2017 Mixer Galeri standı.

 

Craig adlı fotoğrafçinin 1998 yılından lisanslı fotoğrafı.

“A hand squeezing a stress ball shaped like a globe of the world, 28 September 1998. The AGE Picture by CRAIG
September 28, 1998 License”